Bu
bayram da her bayram olduğu gibi anneler, babalar, çocuklar, dedeler, nineler, teyzeler,
halalar, amcalar, dayılar, kuzenler, yeğenler, komşular, arkadaşlar… Tanıdığınız kim varsa ya bir araya geleceksiniz ya da teknolojiyi
kullanıp telefonla görüşeceksiniz. Kolaya
kaçıp toplu mesaj atma tekniğini kullanmazsanız tabii ki. Kabristan ziyaretlerinde
bulunup dualarınızı edeceksiniz. Toprakta bitmiş otları
temizleyeceksiniz, toprağı sulayıp birbirinden renkli çiçekler dikeceksiniz. Sonra
ziyaret faslına geçeceksiniz. Tatlılar, börekler yiyeceksiniz. Şayet Ramazan’da kilo
verdiyseniz, katbekat fazlasını geri alacaksınız. Üstüne bunu hiç
umursamayacaksınız.
Bayram
paylaşmaktır,
akraba ziyaretleridir. Mutluluktur, sevinçtir, içtenliktir. Barıştır! Bayram
harçlıktır, cepler dolusu şekerdir. Erkek çocukları için yeni bir ayakkabı, kızlar
için ise süslü bir elbisedir belki de bayram. Elleri öpülesi büyüklerimiz için
hatırlanmaktır. Gözleri yolda hasretle beklemektir. Bir de şeker komasına
girmektir. Ne kadar dikkat etmek isterseniz isteyin çikolataya, baklavaya ‘hayır’
demek her yiğidin harcı değildir. Sonuçta bayram bu, midede bayram etmeli değil mi?
Klişeleşmiş bir tabirdir ‘ah,
nerede o eski bayramlar…’ Lakin günümüzde,
bayram demek ‘tatil’ demek oldu. ‘Deniz, güneş, kum’ demek oldu. Hısım-akraba
ile telefonla bayramlaşmak yeterli sayılır oldu. Andığımız o eski bayramların
yerini şimdilerde
kayak pistleri, tatil beldeleri alır oldu. Duygusuz, hiçbir içtenliği olmayan kısa
mesajlar demek oldu. Tek tek-kişiye özel mesaj yazılmaya bile üşenilir oldu. Sosyal
medyada bir tweet ile bayram bitirilir oldu. Yazık oldu o ‘eski bayramlara’! Aslında
değişen bayram değil, değişen bizleriz. Gelenek
göreneklerimizi yaşatacak olan bizleriz. Belki de her bayramda geçmiş bayramları arayacağız. Fakat geri
getirmek için hiçbir şey yapmayacağız!
Bu
yazıma da son vermeden önce şuna da değinmeden geçemeyeceğim.
Peki
ya, herkese geldi mi bu ‘bayram’? Çocuklarının ziyaretine gitmediği huzur evinde yaşayan yaşlılarımıza geldi mi yahut
kimsesiz çocuklara? Ülkesinde huzurun olmadığı, her gün kanların
döküldüğü
halka… Bayramlıktan bihaber yoksullara… Ve daha nicesine.
Demem
o ki; zenginlerin fakirlere yardım ettiği, insanların insanlığını hatırladığı, vefanın bilindiği, ‘komşusu açken tok
yatılmadığı’,
küslüklerin bitirildiği, çocukların sevindirildiği bayramlara kavuşmak dileğiyle.
Bayramlar
sevenlere, sevilenlere güzel. Koşup büyüklerimizin ellerini öpelim. Küçüklerimizi
sevindirelim. Gülelim, eğlenelim.
Büyüklerimin
ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öper, Ramazan bayramınızın şeker tadında
geçmesini temenni ederim.