8 Ağustos 2013 Perşembe

Tatlı Ballı Bayramlara...

       Bu bayram da her bayram olduğu gibi anneler, babalar, çocuklar, dedeler, nineler, teyzeler, halalar, amcalar, dayılar, kuzenler, yeğenler, komşular, arkadaşlar… Tanıdığınız kim varsa ya bir araya geleceksiniz ya da teknolojiyi kullanıp telefonla görüşeceksiniz.  Kolaya kaçıp toplu mesaj atma tekniğini kullanmazsanız tabii ki. Kabristan ziyaretlerinde bulunup dualarınızı edeceksiniz. Toprakta bitmiş otları temizleyeceksiniz, toprağı sulayıp birbirinden renkli çiçekler dikeceksiniz. Sonra ziyaret faslına geçeceksiniz. Tatlılar, börekler yiyeceksiniz. Şayet Ramazan’da kilo verdiyseniz, katbekat fazlasını geri alacaksınız. Üstüne bunu hiç umursamayacaksınız.

       Bayram paylaşmaktır, akraba ziyaretleridir. Mutluluktur, sevinçtir, içtenliktir. Barıştır! Bayram harçlıktır, cepler dolusu şekerdir. Erkek çocukları için yeni bir ayakkabı, kızlar için ise süslü bir elbisedir belki de bayram. Elleri öpülesi büyüklerimiz için hatırlanmaktır. Gözleri yolda hasretle beklemektir. Bir de şeker komasına girmektir. Ne kadar dikkat etmek isterseniz isteyin çikolataya, baklavaya ‘hayır’ demek her yiğidin harcı değildir. Sonuçta bayram bu, midede bayram etmeli değil mi?

       Klişeleşmiş bir tabirdir ‘ah, nerede o eski bayramlar…’  Lakin günümüzde, bayram demek ‘tatil’ demek oldu. ‘Deniz, güneş, kum’ demek oldu. Hısım-akraba ile telefonla bayramlaşmak yeterli sayılır oldu. Andığımız o eski bayramların yerini şimdilerde kayak pistleri, tatil beldeleri alır oldu.  Duygusuz, hiçbir içtenliği olmayan kısa mesajlar demek oldu. Tek tek-kişiye özel mesaj yazılmaya bile üşenilir oldu. Sosyal medyada bir tweet ile bayram bitirilir oldu. Yazık oldu o ‘eski bayramlara’! Aslında değişen bayram değil, değişen bizleriz. Gelenek göreneklerimizi yaşatacak olan bizleriz. Belki de her bayramda geçmiş bayramları arayacağız. Fakat geri getirmek için hiçbir şey yapmayacağız!

       Bu yazıma da son vermeden önce şuna da değinmeden geçemeyeceğim.      

       Peki ya, herkese geldi mi bu ‘bayram’? Çocuklarının ziyaretine gitmediği huzur evinde yaşayan yaşlılarımıza geldi mi yahut kimsesiz çocuklara? Ülkesinde huzurun olmadığı, her gün kanların döküldüğü halka… Bayramlıktan bihaber yoksullara… Ve daha nicesine.

       Demem o ki; zenginlerin fakirlere yardım ettiği, insanların insanlığını hatırladığı, vefanın bilindiği, ‘komşusu açken tok yatılmadığı’, küslüklerin bitirildiği, çocukların sevindirildiği bayramlara kavuşmak dileğiyle.

       Bayramlar sevenlere, sevilenlere güzel. Koşup büyüklerimizin ellerini öpelim. Küçüklerimizi sevindirelim. Gülelim, eğlenelim.

       Büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öper, Ramazan bayramınızın şeker tadında geçmesini temenni ederim.