Biri
bu sene sıcaktan kavrulacağız mı dedi? Hani şekerim, yaz geldi diye bizi
kandırıyorlar. Sıcak desen sıcak değil, soğuk desen soğuk değil. Bir de üstüne ne
oldu derler. N’olabilir ki daha. Sinir olur, stres olur, can sıkıntısı olur,
iştah olmaz, uykun olur.
Klimalar
kifayetsiz kalır. Hayattan soğutur bu havalar.
E
hal böyleyken gelsin depresyonlar, gitsin mutluluklar…
Düşündükçe
kendimize depresyonun elli tonunu bulabiliriz: Yaz depresyonu, kış depresyonu, tatil
sonrası depresyonu, aşk depresyonu, işsizlik depresyonu, taşınma depresyonu,
tatil gibi olmayan tatil depresyonu…
Bir
şeylerin olması için beklenen sürede hayattan bezmemek namümkün. Böyle seni
alıp rutininden uzaklaştırıp yeni rutinler yaratan, uyuşturup seni olduğun
duruma hapseden bir süreç.
Var
mı plansız programsız ana göre yaşamaktan daha güzeli.
Beklenmeyen
tanışmalar, hesapsız buluşmalar…
İçten,
sıcak, samimi…
Olsa
da yesek hani.
Biz
de ki can sıkıntısından yenek kaşık kaşık dondurmalar olur.
Yaslanmaktan
şekli bozulmuş yastıkla bugün ne izlesem olur…
Az kalsın unutuyordum, bir de yan tarafta
başlayan inşaat çalışmasının gürültüsü olur.
‘Sıkı
can iyidir, çabuk çıkmaz’ tesellileri de cabası!
Daha
fazla kaybolmadan, yıpranıp bozulmadan bir şeyler yapmanın vaktidir.
Bize
göre, bize ait olan!
Hadi
bir hava alıp gelelim o zaman.


