Fil unutur,
kadınlar unutmaz!
Doğru, biz
kadınlar hiçbir şeyi unutmayız…
Belki de
kâinata her şeyi hatırlamak için gönderildik, erkeklerin her şeyi unutmak için
gönderildikleri gibi… Ne dersiniz?
Belki bir
yerlere not ederek, belki bir fotoğraf karesiyle tarihe kaydederek, belki de
zihnimizin en ücra köşesine kazıyarak…
Görmek ve
hatırlamak istediğimiz her şeyi o küçük loblarımıza kaydederiz, istemesek bile.
Mesela erkekler
dün akşam yediği yemeği bile hatırlamazken, biz kadınlar 5 yıl önce gittiğimiz
falcının söylediği kehanetleri harfi harfine dile getirebiliriz. Veya 3 yıl
önce restoranda sevgilinizi süzen kadının giyiminden tutun ayakkabı numarasına
kadar aklımızdadır.
Bazı anları
hatırlamak heyecan vericidir. Taptaze tutar ruhunuzu, ilk günkü gibi
hissetmenize olanak sağlar.
Hani sevdiğiniz
adamın sizi ilk öptüğü an, bedeninize ilk dokunuşu…
Bazı anlar ise
kin duygusu beslemeye elverişlidir. Hani şu kelimelere dönüşmemesi gereken
anlar, hiç yaşanmamış olmasını dilediğiniz anlar…
Hani o anlamsız
kavgalar, kıskançlıklar, tekrarlanmayacak da olsa yapılan hatalar…
Unutmamak için
direniriz.
Unutmamak
kadını hayatta tutar, fakat hayatından da çalar.
Can yakar!
Unutamaz!
‘Muş’ gibi
yapar kadın.
Sineye çeker…
Lakin bütün
ayrıntılar, söylenenler kelime kelime kazınmıştır belleğine…
Biraz geçmişte
yaşatır kadını…
Kadına unut
demek, elinde olmayanı istemek gibidir.
Neşter vurulan
beden gibidir, hiçbir şey yokmuş gibi hayat devam eder fakat izi hala oradadır.
