7 Mart 2014 Cuma

Kadınlarımız!

Dünya Kadınlar Günü!
Yılın 364 gün 6 saatinde unutulan kadınlarımızın günü!
Dünyanın birçok ülkesinde doğar doğmaz hayata yenik başlayan kadınlarınızın günü!
İkinci sınıf vatandaş muamelesi gören kadınlarımızın günü!
Şiddete ve tacize maruz kalan, hakları sözde korunan kadınlarımızın günü!
Hiç görmediği birisiyle evlendirilen kadınlarımızın günü!
Hatta daha çocuk sıfatını taşıdığı halde evlendirilen kadınlarımızın günü!
Töre yüzünden katledilen kadınlarımızın günü!
Namus adı altında baskı gören kadınlarımızın günü!
Çocuk sahibi olamadığı için üzerine kuma getirilen kadınlarımızın günü!
Reklam amaçlı bedeni üzerinden rant sağlanmaya çalışan kadınlarımızın günü!
Hani kadınlarımız olmadan yaşanmayacak bir dünyada onlara ‘bahşedilmiş’ sıradan bir gün bugün…
Her 8 Mart’ta tüm dünyada kadınların ne kadar fedakar, cefakar olduğundan,  sözde kadın haklarından söz edildiği gün bugün…
Her geçen gün artan tüketim çılgınlığına kurban verdiğimiz bir güne dönüşen bir gün bugün…
Hâlbuki bugün “EMEKÇİ Kadınlar Günü” değil miydi yola çıktığında?
Geleneksel olarak kadın artık emeğinde ötesinde hemen hemen her alanda etkin olduğu şu an ki dünyada sürekli mücadele halinde olduğu gerçeğini kim inkar edebilir ki?
8 Mart kadının organize olma ve eşit yaşam hakkı için savaşma gününün simgesidir!
8 Mart dünyanın her bir köşesinde kadının özgürleşme, dayanışma ve mücadele günüdür!
Gayesinden şaşmayan, tüketim çılgınlığına bulaşmayan, herhangi bir kampanyaya malzeme gitmeyen bir gün istiyorum!
Kadının problemlerine yönelen, unutulmuşluğuna dikkat çekip yılın diğer günleri de hatırlanabilen bir gün istiyorum!

Sınıf ayrımı ve cinsel sömürüyü sonlandırmak adına, eşitlik, demokrasi, özgürlük adına, barış dolu şiddetsiz bir dünya yaratmak adına, emeğe değer gösterilmesi adına tüm dünyadaki kadınların “Dünya Emekçi Kadınlar Günü”nü kutlarım!


5 Mart 2014 Çarşamba

Sonralar...

     Havalar da soğudu bu aralar... Gelenler de bir gitme peşinde. İnsanlar böyle işte, hayatına girerler. Eğlenirsiniz, gülersiniz, mutlusunuzdur onlarla. Dünya umurunuzda değildir hatta. Bir gün, iki gün… Sonra gidecekleri gün gelir. Veda vaktidir. Acımasızlar, insafsızlar. Kucaklarsınız, sımsıkı sarılırsınız. Sonra ‘kendine iyi bak’ deyip uzaklara gitmek için adım atarlar. Size de arkasından el sallamak düşer. ‘Hoşça kal’ dersiniz birbirinize ama kalamazsınız ki hoş. Her gününüzde olmasını istediğiniz insanlar gelirler, görünürler, alıştırırlar kendilerine ve giderler. İnsanlar gider. Severler ama giderler. Mutlulardır ama giderler. Gülerler ama giderler. Sanki hiç gelmemiş gibi.
     
     Gelmezler. Gelmek nedir bilmezler. Gitmelere âşıktırlar. Hep gitmeyi severler. Bilmezler, hayat biter. Hiç bitmeyecekmiş gibi yaşamı ertelerler. Ertelemenin sonu yoktur hiç.
     Sonu düşünmezler. Son nedir, bilmezler.
        
     Hayatları sonralar üzerine kuruludur. İnsanlar böyledir. Sonraları severler, yarını görmeye senetleri varmış gibi. Anın tadına varamazlar. Gelecek kaygısı yüzünden bugünün katili olurlar. Farkına varmazlar, bu hayatın tekrarı olmadığını.
     Sonra mı? Sonra ömürler biter…