Kimilerine göre
bereket, kimilerine göre ne gerek… Bazılarına bahar getirir, bazılarına hazan…
Evet, yağmurdan bahsediyorum… Hani beklenmedik
olanından, birdenbire bastıranından, dibine kadar ıslatanından. Çirkinleştirir de, güzelleştirir de. Rezil de eder, vezir de. Hatta şair de.
Şayet varsa sevdiğin, alırsın elini ellerine, düşersin sahillere. İliklerine kadar ıslanırsın, üşüdün mü sarılırsın. Her damlada ürperirsin. Saatlerce
yürürsün, yürüdükçe düşünürsün. Düşündükçe yürürsün. Elini sımsıkı tutarsın, bağıra çağıra aşk şarkıları söylersin… Daha çok bağlanırsın. Sonunda sırılsıklam aşığım dersin. Mecazı yok edersin…
Şayet yârin yoksa özlemin artar. İmrenirsin kumruları gördükçe. Damlalar çarpar
pencerene, aslında yalnızlığını yüzüne çarpar. Sessizliğini bozar. Bozar, bozar da; umar bulmaz
derdine. Beklersin pencerenin önünde, izlersin saatlerce. Yar gelmez de
gözlerden yaş gelir. Buğulu camda adın tektir, yitiktir.
Bazen de sadece dinlersin yağmurun kaldırımla savaşını. Dinlersin, dinlenirsin… Doğanın savaşında huzuru bulursun derinlerden gelen toprağın kokusuyla… Baharı fısıldar bulutların
ardından nazlı güneş, azar azar saçar ışıklarını… Kuşlar cıvıldarlar, cilveleşirler baharla.
Ah yağmur! El ele yürümektir yar dediğinle, romantikliktir. Hasta olacağını bilmektir, deliliktir. Şemsiyeni açmayıp ıslanmaktır, şapşallıktır. Bazılarına da yalnızlıktır.
Anlayana aşktır. Anlamayana ahmaklık.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder